İslâm’a dair Batı’da üretilen bilgi tarihî olarak sabit, yekpare ve tarafsız bir alan olmaktan ziyade, farklı dönemlerde değişen dinî, entelektüel ve siyasi saiklerle şekillenmiş çok katmanlı bir fikrî mirası temsil eder. Erken dönemlerde polemik ve reddiye diliyle kurulan bu ilgi, zamanla metinlere yönelen filolojik okumalarla derinleşmiş; modern dönemde ise üniversiteler, akademik dergiler ve disipliner uzmanlaşmalar aracılığıyla kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Bu uzun tarihî seyir boyunca B ...